Archive for Eylül 22, 2008

Cüzzam Haftası ( 25 – 31 Ocak )

Prof. Dr. Türkan Saylan
Cüzzamla Savaş Derneği ve Vakfı
Genel Başkanı

Cüzzam, tanısı kolay, tedavisi kesin, erken tanı konduğunda önlenebilir, çağdışı bir hastalıktır.

Dünyanın geri kalmış ülkelerinde, açlık, yoksulluk, yaşam ve temizlik koşullarının kötülüğü, sağlık hizmetlerinden yeterince yararlanamama, iyi beslenememe, aşırı üreme, iç savaşlar, sürekli göçler gibi nedenlerle kökü kazınamamaktadır.

Bu nedenle, her yıl Ocak ayının son haftası Cüzzam haftası ve her son pazarı Dünya Cüzzam Günü olarak değerlendirilir.

Ülkemizde, Cumhuriyetle birlikte tutulan kayıtlara göre onbin civarında hastamız olmuş, 1960’larda Ankara Üniversitesi’den Doç. Dr. Etem Utku’nun önderliğinde ülke çapında tarama çalışmaları başlatılmıştır. Etem Utku, Van’da bir tarama sırasında geçirdiği kazada yaşamını yitirmiş, ardılları bu çabayı sürdürmüşlerdir.

Bugün, yapılan çalışmalar ve taramalar sonucu, yaşayan kayıtlı hastaların sayısı 2500’e inmiş olup, bunların tümüne yakınının özgün cüzzam (lepra) tedavisi tamamlanmıştır. Her yıl 10 – 15 kadar yeni hasta saptanmakta, bunlar da derhal tedavi edilmektedir. Tüm hastalarımız tedavilerini bitirmiş olmakla birlikte, yaşlılık hastalıkları, geç tanı nedeniyle oluşmuş geri dönmeyen sakatlıkları ve kötü sosyal durumları nedeniyle, Cüzzamla Savaş Derneklerinin katkılarıyla, devletin Cüzzam hastanelerinde (Ankara, Elazığ, İstanbul) tedavi ve yardım görmektedirler.

Cüzzam, günümüzde, ne yazık ki, hakkındaki bilgisizliğin sürmesi nedeniyle, hala korkulan ve insanları korkutmak – ürkütmek için kullanılan bir simge olmaya devam etmektedir. Bilinen eski ve sakat hastalar, hiç kimseye bir zararları olmadığı halde, damgalanmaktan (stigma) kurtulamamakta, çoğu kez anlayışsızlıkla karşılanıp dışlanabilmektedirler.

200.. yılı Cüzzam Haftası ve Cüzzam Gününde toplumumuza çağrımız, evrensel insan hakları doğrultusunda düşünme ve davranma yetisi kazanarak, her türlü özürlüyü olduğu gibi, cüzzam hastalarımızı da, kendilerinden biri olarak görmeleri, onları damgalamamaları, dışlamamaları, dostça, kardeşçe yaklaşmaları ve destek vermeleridir.

Çağdaş bir dünyada, biz insanlar, gönüllü kuruluşlar ve devlet olarak elele verip öncelikle, ÖNLENEBİLİR HASTALIKLARIN yok edilerek insanların daha sağlıklı bir yaşama kavuşmaları için çaba göstermeliyiz.

200.. Dünya Cüzzam Gününde, artık hiç kimsenin önlenebilir olan bu çağdışı hastalığa yakalanmaması, eski hastalarımızın da ömürlerini huzur içinde ve dışlanmadan sürdürmesi en önemli dileğimizdir.

Eylül 22, 2008 at 2:31 pm Yorum bırakın

Gazeteciler Günü ( 10 Ocak )

1961 yılında gazetecilerin çalışma haklarında önemli iyileştirmeler getiren 212 sayılı Yasa’nın yürürlüğe girmesi üzerine, 9 gazete sahibi, yasayı protesto etmek için 3 gün boyunca gazeteleri yayımlamama kararı aldılar. Bu gelişme karşısında, gazeteciler 10 Ocak 1961 günü haklarına ve basın özgürlüğüne sahip çıkmak amacıyla Sendika binası önünde toplanarak Vilayet’e kadar bir yürüyüş yaptılar. Gazeteciler, patronların boykot kararı karşısında ise Sendika’nın öncülüğünde, BASIN adıyla kendi gazetelerini 11-12-13 Ocak 1961 tarihlerinde yayımladılar.

O tarihten sonra 10 Ocak, “Çalışan Gazeteciler Bayramı” olarak kutlandı. 1971 yılındaki 12 Mart müdahalesinden sonra ise çalışanların hakları ve basın özgürlüğüne getirilen kısıtlamalara tepki olarak 10 Ocak, “bayram” olmaktan çıkarıldı ve “Çalışan Gazeteciler Günü” olarak anılmaya başladı.

Eylül 22, 2008 at 2:29 pm Yorum bırakın

Yeni Yıl (Yılbaşı) ( 1 Ocak )

Aralık ayının son günü gece yarısından sonra yeni bir yılın ilk günü başlar. Ocak ayının birinci gününden Aralık ayının 31. günü gece yarısına kadar geçen süreye bir yıl denir.
Dünyanın; biri Güneş, öbürü kendi ekseni çevresinde olmak üzere iki türlü hareketi vardır. Dünyanın Güneş çevresinde bir kez dolanması bir yılda tamamlanır. Bu hareketten mevsimler oluşur. Dünyanın kendi çevresinde dönmesinden gece – gündüz meydana gelir.
Dünyamız Güneş çevresindeki dolanımını 365 gün 6 saatte tamamlar. Her yıl 365 günden artan 6 saatler 4 yılda bir 24 saat, yani 1 gün eder. Bu bir gün 4 yılda bir Şubat ayına eklenir. Böylelikle, 28 gün olan Şubat ayı 4 yılda bir 29 gün olur. Buna artık yıl denir. 4’le bölünebilen yıllar artık yıldır.
Dünyamız Güneş çevresinde dolanırken yumurta biçiminde bir yol izler. Bu yola dünyanın yörüngesi denir. Yerkürenin içinden geçip, kutupları birleştirdiği varsayılan eksen dünyanın yörüngesine dik değildir. 23,5 derece eğik durumdadır. Bu nedenle Dünya üzerindeki herhangi bir yere Güneşin ışınları yıl boyu aynı eğimle gelmez. Yılın kimi zamanları ışınlar dik olarak gelir. Bu yörelerde gündüzler uzun, havalar sıcak olur. Kimi zaman ışınlar eğik gelir. Bu durumda da gündüzler kısa, havalar soğuk olur. Bu sıcaklık ayrımları mevsimleri oluşturur. Bir yılda dört mevsim vardır.
Sonbahar : 23 Eylül / 21 Aralık
Kış : 21 Aralık / 21 Mart
İlkbahar : 21 Mart / 21 Haziran
Yaz : 21 Haziran / 23 Eylül arasındadır.
21 Mart ve 23 Eylül’de gece ile gündüz birbirine eşit olur. 21 Aralık’ta en uzun gece, en kısa gündüz, 21 Haziran’da en uzun gündüz, en kısa gece yaşanır.
İnsanlar tarihin ilk çağlarından beri olayları zaman içinde kolaylıkla belirlemek için yılı aylara, ayları haftalara, haftaları günlere bölmüşlerdir. Bu düzenlemeye takvim denir.
Her takvim önemli bir olayı başlangıç olarak almıştır. Örneğin; Müslümanlar, peygamberimiz Hz. Muhammed’in Mekke’den Medine’ye göç olayını takvim başı olarak kabul etmişlerdir. Buna göre düzenlenen takvime Hicri Takvim denir.
Bugün dünyada genel olarak kullanılan takvim, İsa Peygamber’in doğumunu başlangıç olarak alan Miladi Takvimdir. Bu takvimde İsa’nın doğumundan önceki yıllara MÖ (Milattan Önce), sonraki yıllara da MS (Milattan Sonra) denir. Geçmiş tarihler buna göre hesaplanır. Örneğin Büyük Roma İmparatorluğu’nun ikiye bölünmesi MÖ 365 yılında olmuştur. Bu: Roma İmparatorluğu’nun İsa Peygamberin doğumundan 365 yıl önce ikiye bölündüğünü belirtir. İstanbul’un İsa’nın doğumundan 1453 yıl sonra Osmanlılar tarafından alındığını belirtir. Ancak uygulamada MÖ’ler kullanılır. MS’ler ancak gerektiğinde kullanılır.
İnsanlar yaptıkları takvimlerde yılı 12 aya bölmüşlerdir. Bu 12 ayın 7 ayı 31 gün, 4 ayı 30 gün, Şubat ayı da 28 gün olarak hesaplanır. Her mevsim 3 aydır. Bir ayda 4 hafta, bir yılda 52 hafta vardır.
Bir hafta 7 gün, bir gün de 24 saattir. Bir saat 60 dakikadır. Saat zaman ölçüsü birimidir.
Tarihlerin belirlenmesinde kolaylık sağlayan bir başka zaman ölçüsü birimi de yüzyıldır. Yüz yıllık zaman parçasına yüzyıl ( Asır ) denir. Çok eski olaylar kolaylık olsun diye yüzyıllarla belirlenir.
Yeni bir yıl başlarken : Biten yıl neler yaptığımızı, neler öğrendiğimizi gözden geçiririz. Çevremize yararlı olup olmadığımızı, zamanımızı iyi kullanıp kullanmadığımızı düşünürüz.
Her yeni yıl; yeni atılımlar, teni umutlar, kısaca yenilikler yılıdır. İnsanlık her yeni yılda tarihini yeni başarılar, yeni buluşlar, her alanda ilerlemelerle zenginleştirir.
Bizim de bu hızlı gidişe ayak uydurmamız, yeni yılda daha çok çalışarak daha başarılı olmamız gerekir.
Her yeni yılda yakınlarımızın, arkadaşlarımızın yeni yılını kutlarız. Yeni yılın başarılı, verimli olmasını dileriz.

Eylül 22, 2008 at 2:28 pm Yorum bırakın

Merhaba Dünya!

Welcome to WordPress.com. This is your first post. Edit or delete it and start blogging!

Eylül 22, 2008 at 2:24 pm 1 yorum

Yeni Yazılar


Takvim

Eylül 2008
P S Ç P C C P
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
2930  

Posts by Month

Posts by Category